Sertifikalandırma Kavramı ve Kapsamı

Sertifikalandırma;  bir  ürün,  hizmet  veya  sürecin  kurallarda  belirtildiği  gibi  yapıldığının  teyit edilmesini sağlamaktır.

Bağımsız  sertifikalandırma;  saptanan  çevresel  politika  ve  amaçlara  uygunluğu  garanti  altına almayı  amaçlayan çevresel yönetim sistemlerinin geliştirilmesi, uygulanması ve sürdürülmesi olarak  tanımlanmaktadır.  Sertifikalandırmanın  amacı,  zararlı  atıkların  azaltılması  suretiyle işletmeler tarafından çevreye verilen hasarın azaltılmasıdır.
Sertifikalandırma sistemleri,  tüketiciler, çevresel gruplar veya tüketicilerin  güvendiği diğer ilgi grupları  tarafından  yürütülmektedir.  Bununla  birlikte,  sertifikalandırma  sistemlerinin  güven yaratan  bazı evrensel  özellikleri de  bulunmaktadır. Sertifika kurumları, müşterilerinden gelen, standartların  esnekleştirilmesi  yönündeki  baskılar  nedeniyle,  sertifikalandırma  sisteminde, bağımsız akreditasyon kurumlarının varlığı  sisteme bütünlük ve güvenirlilik  kazandırmaktadır. Tüketicilerle  ilgili  hükümet  kuruluşları  tarafından  yürütülen  sertifikalandırma  sistemleri, tüketici veya çevreci uzman kuruluşlardan daha az güvenilir bulunmaktadır.

Sertifikalandırmada  ürünün  mü  yoksa  yönetim  sisteminin  mi  sertifikalandırılacağı  hususu,
işletme davranışları ve tüketici tepkileri  açısından farklı  sonuçlar oluşturabilmektedir.  Yönetim sisteminin  sertifikalandırılması,  sürekli  gelişim  sürecini  içeren  iyi  bir  yönetim  sistemi uygulanıyorsa,  sistemin  amaçlarının  gerçekleştirilebileceği  fikrine  dayanmaktadır.  Böyle  bir sistem,  üründen  daha  çok  yönetim  sistemi  için  standartlar  oluşturmaktadır.  Alternatif  bir sistem,  bir  ürün  için  ve/veya  ürünün  üretim  süreci  için  standartlar  oluşturan  bir  sistem olmaktadır. Sertifikalandırmanın nihai ürün için piyasada kullanılabilmesi için üretim  zincirinin teyit edilmesi gerekmektedir.

Akreditasyon  ise;  genel  anlamda,  yetkili  bir  kurum  tarafından,  bir  kişi  veya  kurumun  belirli görevleri  gerçekleştirme  yeteneğine  sahip  olduğunu  ifade  eden  resmi  bir  belgenin  verilmesi prosedürü  olarak  tanımlanmaktadır(ISO/IEC  1996).  Sertifikalandırma  kurumlarının,
sertifikalandırma  işlemini  gerçekleştirebilme  yeteneğinde  olduklarının  saptanması,  özellikle
tüketicilerin  güven  ve  desteğinin  kazanılması  ve  sertifikalandırmanın  işlerlik  kazanması
noktasında son derece önemlidir.

Sertifikalandırma ile ilgili kavramlardan bir diğeri de standardizasyondur.

Standart;  sertifika  kurumunun  bir  ürünü,  hizmeti  veya  süreci  değerlendirmede  kullandığı
ölçütler  dizisidir.  Eğer  bu  standartlar  yerine  getirilmiş  ise değerlendirilen  işletme  sertifika ile ödüllendirilmektedir. Standart; üretici, pazarlamacı ve tüketici arasındaki ortak dildir.

Standardizasyon  ise;  uygulamalarda,  birlik  sağlamak  amacıyla,  oluşturulan  standartlara  bağlı kalınmasıdır.  Ülkemizde  orman  ürünleri  ile  ilgili  standartların  üretimini,  Türk  Standartları Enstitüsü yapmaktadır. Orman ürünleri  standardizasyonu denildiğinde, odun ürünlerine ilişkin bir takım nitel ve nicel özelliklerin  tanımlanması, yine bu ürünlere ilişkin özelliklerin ölçülmesi ve  üretimi  veya  hazırlanmasına  ilişkin  genel  kurallar  anlaşılmaktadır.  Bu  nedenle, sertifikalandırma ile standardizasyon birbiriyle karıştırılmamalıdır.

Standart  çalışmaları  ulusal  olduğu  kadar,  uluslararası  alanda  da  gerçekleştirilmektedir.  Bu kapsamda,  ön  plana  çıkan  kurum,  Uluslararası  Standartlar  Kurumu  (ISO)  olmaktadır.  1994 yılında  kurulan  bu  küresel  kurum,  uluslararası  işbirliğini  sağlamak  ve  düzgün  ve  adil  bir uluslararası  ticaret  gelişimi  sağlamak  üzere,  uluslararası  standartlar  geliştirmek  amacıyla kurulmuştur.

1990’lı  yılların  başlarında  çevresel  olarak  uyumlu  ürünler  üzerindeki  tüketici  ilgisinin
artmasıyla  ekolojik  etiketleme,  çevresel  etiketleme  veya  eko-etiketleme  kavramları  ortaya
çıkmıştır.

Eko-etiketleme;  tüketicilerin satın aldığı  ürünün çevresel etkileri hakkında bilgi  sahibi olmasını sağlamaya dönük işlev  görmektedir.  Çevre Koruma Kurumu (EPA);  eko-etiketleri, onay mührü, rapor kartları ve tekil nitelik sertifikaları olarak üç ana sınıfta toplamaktadır.

Onay  Mührü:  Bu  damga  veya  etiket  türü,  malların  ve  hizmetlerin  benzer  ürün  veya
hizmetlerden çevreye karşı daha az zararlı olduğunu ifade etmektedir.

Rapor  Kartları:  Bu  eko-etiket  tipinde,  tüketicilere  bir  ürün  veya  hizmetin  çevresel  sonuçları hakkında objektif bilgiler sunulmaktadır.

Tekil Nitelik Sertifikası: Bu eko-etiket tipi ise, ürünün hayat devrine ilişkin aşamalardan  tüketici için en önemli olanı üzerinde yoğunlaşmaktadır.

Bu nedenle sertifikalandırma doğal olarak, “ekolojik pazarlama” ya da “çevresel pazarlama” ile
bağlantılıdır. Nitekim son yıllarda, pazarlamacılar,  işletmelerin ve tüketici faaliyetlerinin doğal kaynaklar  üzerindeki  etkileri  hakkında  daha  fazla  bilinçlenmesiyle,  çevresel  pazarlamanın, sürdürülebilir  kalkınma  için  bir  araç  olabileceği  ve  çeşitli  ilgi  gruplarının  tatmin  edilmesini sağlayabileceği düşünülmektedir.

Çevresel pazarlama;  “çevreye olan zararları asgari düzeyde  tutmak suretiyle, tüketici istek ve
ihtiyaçlarının tanımlanmasından kazanç sağlama” şeklinde yapılabilir.

Diğer  taraftan,  sertifikalandırma  doğrudan  doğruya  toplam  kalite  yönetimi  ve  Kalite  Sistemi sertifikalanması ile ilişkili olmaktadır.

Kalite; kısaca istenen özelliklere uygunluktur.

Kalite yönetimi ise;  genel anlamı ile bir kuruluşta hedeflenen kalitenin  gerçekleşmesi amacı ile
sürdürülen planlı ve sistematik faaliyetlerin bir bütünü olarak tanımlanabilir.
Günümüzde  birçok  kuruluş  kalite  sistemlerinin  ISO  9000  Kalite  Güvencesi  Modelleri’ne
uyumlaştırma sürecine girmiş ve sistemlerini buna göre sertifikalandırma  çalışmalarına devam
etmektedir.